Sırbistan’da Seçimlerin Galibi: İstikrar
Dilek
KÜTÜK[1]
1.
Vučić’in Cumhurbaşkanlığı adaylığının nedenleri nelerdir?
2.
Seçim sonuçları ve ardından başlayan protestolar nasıl değerlendirilebilir?
3.
Yeni dönemde Sırbistan’ın iç ve dış politikasına ilişkin beklentiler nelerdir?
GİRİŞ
Sırbistan’da 2 Nisan
günü düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin galibi ilk turda aldığı %55 oy
oranıyla Başbakan Aleksandar Vučić oldu. Ülkede kayıtlı yaklaşık 6.700.000
seçmenin sadece %54’ünün katıldığı seçimde Vučić 1.953.481 adet geçerli oy
aldı. Seçmenlerin %16’sı ise, daha önce ombudsmanlık görevini yürüten bağımsız
aday Saša Janković’i tercih etti. Janković’in güven oluşturan hukuksal
kimliğinin yanı sıra temel söylemi; medya özgürlüğü, hukuki güvenlik, sosyal adalet
gibi alanlarda Sırbistan’ı Avrupa standartları ile yönetmekti. Başkent
Belgrad’ın birçok belediyesinde de bu isim birinci çıktı. Seçmenin %9.43’ü ise
takma adı “Beli” olan 25 yaşındaki üniversite öğrencisi Luka Maksimović’i
tercih etti. Böylelikle diğer birçok adaya göre siyasi tecrübesi olmayan Beli,
seçimde üçüncü sırayı aldı. Beli’ye oy veren ve çoğunluğu gençlerden oluşan seçmenin
amacı, siyasetten bir beklentilerinin olmadığını göstermekti.
Sırbistan’ın yeni
Cumhurbaşkanı Vučić, önümüzdeki ay resmi olarak göreve başlayacak. Peki, neden Vučić
2016’nın Nisan ayında yapılan genel seçimlerden 1 yıl sonra başbakanlık
koltuğunu bırakıp Cumhurbaşkanlığı koltuğunu tercih etti? Milošević döneminden
beri ilk defa bir aday ilk turda Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmaya hak kazandığı
halde neden ülkede protestolar başladı? Protestolar uzun vadede bir
istikrarsızlık getirebilir mi? Protestolar karşısında Avrupa Birliği’nin
Vučić’in
cumhurbaşkanlığı hakkındaki tutumu nasıl değerlendirilebilir?
BİR İSTİKRAR ARACI
OLARAK; CUMHURBAŞKANLIĞI
Nisan 2016’da yapılan
erken genel seçimde Sırp İlerlemeci Partisi (SNS) partisi %48 oyla yeniden
iktidara gelmişti. Yaklaşık 4 ay süren uzun çalışmalar sonucunda Sırbistan
Sosyalist Partisi (SPS) ile yeniden hükümet kuruldu. Halbuki genel seçimlerin
hemen ertesinde Vučić’e Cumhurbaşkanı adayı olup
olmayacağı sorulmuş fakat kendisinden olumsuz cevaplar alınmıştı.
Bir yandan genel
seçimler sonrası hükümet kurulurken diğer yandan bir yıl sonraki cumhurbaşkanlığı
seçimleri de düşünülmüş olabilir. Belki de bu yüzden hükümetin kurulması uzun
sürdü. Eski koalisyon ortağı SPS ile hükümetin kurulup kurulmayacağı belli
değildi. Neticede Vučić’in hükümeti SPS ile yeniden kurması pragmatist bir
adımdı. Böylelikle Vučić; SPS’yi oyun dışı bırakmayarak iki
konunun üstesinden gelmeyi düşündü. Birincisi, SPS öncülüğünde yeni bir
muhalefetin doğuşunu engellemek; ikincisi, ülkenin ikinci büyük partisi ve en
önemli hükümet ortağı SPS’nin ve diğer koalisyon ortaklarının desteğiyle karar
verilen aday hususunda cumhurbaşkanlığı seçimlerinden galip çıkmaktı. Genel
seçimlerin de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de temel argümanı “istikrar”
oldu.
Peki neden Başbakan Vučić
yürütmenin başındaki güçlü konumundan vazgeçip Cumhurbaşkanı olmayı tercih
etti? Görünen sebep, SNS’nin yürüttüğü anket çalışması neticesinde mevcut Cumhurbaşkanı
Tomislav Nikolić’in tekrar aday olduğu takdirde ikinci turda kazanma
olasılığının düşük çıkmasıdır. Ayrıca Vučić, SPS’den Nikolić’in
adaylığı konusunda gerekli desteği bulamamıştır. Seçimin ilk turda
neticelenmemesi ve muhalefetin ikinci turda birleşmesi ihtimaline karşılık
partide seçimi ilk turda kazanması garanti görülebilecek tek aday Vučić’in
kendisiydi. SNS’nin cumhurbaşkanlığı pozisyonunu kaybetmesi ülkedeki
muhalefetin yükselişe geçmesine yol açabileceği düşüncesiyle Vučić bu riski
almak istemedi.
Yeni cumhurbaşkanı
Vučić,
2008-2012 yılları arasında Boris Tadić’in yaptığı gibi parti başkanlığını
sürdürecek, böylelikle iktidar partisinin çoğunlukta olduğu meclisin ve
hükümetin üzerinde nüfuz sahibi olacaktır. Mevcut cumhurbaşkanı Nikolić,
geçtiğimiz senelerde bazı kanunların onaylanmasında olumsuz tutum sergilemiş, dış
ilişkilerde de Vučić’ten farklı yaklaşımlar geliştirmiştir. Vučić’in
cumhurbaşkanlığı döneminde yıllardır gerçekleştirilemeyen zorlu ekonomik
reformlar ve seçim sisteminin yeniden düzenlenmesi gibi konularda hızlı adımlar
atılabilecektir.
Seçimin ardından en
merak edilen konu ise başbakanlığa kimin getirileceğidir. Vučić’in uygun kişiyi
Başbakanlık görevine atarken bazı konuları düşünmesi gerekecektir. Parti ve
koalisyon içindeki dengelerin korunması, bakanlık ve kurumlara güvenilir ve
kendine yakın kişilerin atanması, son yıllarda IMF gözetiminde sürdürülen
ekonomi programının yürütülebilmesi, cumhurbaşkanı ile başbakan arasındaki
görüş farklılıklarının az olması ve dış politikada dengenin sürdürülmesi gibi
konular tercih edilecek kişiyi belirlemede rol oynayacaktır.
Başbakanlığa en yakın
aday hükümet ortağı SPS’nin lideri Ivica Dačić olsa da Vučić
’in başka bir tercihte bulunma ihtimali de vardır. Dačić’in Cumhurbaşkanlığı
seçimleri boyunca Vučić’i desteklemesinin altında, Başbakanlık koltuğunu
yeniden kazanma isteği olduğu düşünülebilir. Dačić’in
Başbakanlığı ile Vučić hükümetteki kontrolünü kaybedeceğini de düşünebilir.
Fakat diğer taraftan, Rusya yanlısı Nikolić’in cumhurbaşkanlığından ayrılması
sonrasında oluşacak boşluk Dačić aracılığı ile de doldurulabilir. Böylelikle Vučić
Avrupa’ya, Dačić ise Rusya’ya daha yakın duruş sergileyerek Sırbistan dış
politikasının eskisi gibi devam etmesini sağlayabilir.
Bir başka ihtimal
olarak, Tadić’in yukarıda belirtilen ikinci döneminde olduğu gibi yeni hükümet
bağımsız bir başbakan tarafından da kurulabilir. SNS partisi içinden Vučić’e
yakın bir ismin Başbakanlığa atanma ihtimali de vardır. Her iki tercih için de önemli
olan kriter, başbakanın Vučić’e yakın olmasıdır. Böylece Vučić dış politikada
Rusya ve Avrupa yanlısı iki yaklaşımı kendinde toplayarak, denge siyasetini tek
başına yürütmek isteyebilir. Bu senaryodaki asıl soru ise Dačić ve partisi
SPS’nin tavrının ne olacağıdır. Bu tercih, yıllardır uyumlu bir şekilde
koalisyon hükümeti kuran iki partinin arasının açılmasına neden olabilir. Bunu
önlemek için bazı önemli bakanlıklar SPS’ye verilerek ortaklığın sürdürülmesi
sağlanabilir.
Her halükarda, tek
kişinin ülke siyasetindeki rolü daha da güçlenecektir. Dış politikada ise Avrupa
yanlısı-reformist pozisyon korunurken Rusya ile stratejik ortaklık devam
ettirilecektir.
AVRUPA’NIN
İSTİKRARA YÖNELİK DESTEĞİ VE PROTESTOLAR
Son 20 yıl içinde
Sırbistan’da Cumhurbaşkanlığı seçimlerini ilk turda kazanan ilk lider Aleksandar
Vučić oldu. Peki, ilk turda zafer kazanan bir lider ne oldu da beklenmedik bir
şekilde protestolarla karşılaştı?
Sırbistan’da Vučić’in
cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından kendisinin demokrasi ve özgürlük gibi
değerleri dikkate almadığı gerekçesiyle birçok kentte protestolar başlatıldı. Seçimler
konusunda bir meşruiyet tartışması söz konusu değilken hukukun üstünlüğü,
güçler ayrılığı, siyasetin yenilenmesi gibi öncelikli kaygıları bulunan muhalif
seçmen bu sonuçtan hayal kırıklığına uğradı ve sokak protestolarına yöneldi. Protestolarda
yer alan bir kesim, seçimlere katılım oranının düşük olmasına da tepki
göstermiştir. Fakat ülke standartlarına göre katılım oranı normal bir
seviyededir. Bir yıl önce yapılan genel seçimlere katılım oranı %56 iken, 2012
yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turuna katılım oranı %57’dir.
Avrupa Komisyonu’nun
Sırbistan için son iki ilerleme raporunda ifade özgürlüğü, yolsuzlukla
mücadele, kamu yönetimi konularında çeşitli eleştirilerde bulunmuştur.[2]
Ülkedeki gelişmelerden rahatsız olan genç ağırlıklı kesimin, protestolar
yoluyla Avrupa Birliği’ni harekete geçirmek istediği anlaşılmaktadır.[3]
Fakat Avrupa Birliği için istikrarın devamı daha önemlidir. Seçimin ardından AB
ülkelerinden[4]
ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Junker’den Aleksandar
Vučić’e destek ve tebrik mesajları gelmiştir.[5]
Protestolar bir
haftadan uzun süredir devam etmekle birlikte uzun vadede bir siyasi istikrarsızlığa
yol açacağı düşünülmemektedir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir blok
oluşturmakta yani tek bir aday belirlemekte başarısız olan muhalefet,
seçimlerde Vucic’in önemli bir başarı elde etmesine engel olamamıştır. Bu
nedenle gelecek seçimlerde kendileri lehine bir sonuç elde edebilmek için Belgrad’ta
başlayan protestolardan dersler çıkarmaları ve strateji geliştirmeleri beklenebilir.
Muhalefet parti liderleri aktif olarak protestolarda yer almamışlardır,
protestoları haklı gören açıklamalarda bulunmuşlardır.[6]
Bunun nedeni; Vucic’in popülist söylemlerinin önüne geçip iktidarın birincil
hedefi haline gelmemek[7] ve
gençlerin yolsuzluğa ve otoriterleşmeye karşı başlattıkları girişimi partileri
tarafından gölgelememek olabilir.
Muhalefet partilerinden
Sırp Radikal Partisi (SRS)’nin lideri Vojislav Šešelj, Sırp
Kapıları’nın lideri Boško Obradović, Artık
Yeter Hareketi’nin lideri Saša Radulović, Cumhurbaşkanlığı koltuğu için
yarışmıştır. Buna rağmen genel seçimlere oranla oy kaybı yaşamışlardır.[8] SRS
lideri Šešelj genel seçimlerde %8.10 oranında oy alırken, cumhurbaşkanlığı
seçimlerinde %4.50 oranında oy almıştır. Artık Yeter Hareketi’nin lideri Radulović
oy oranını %6.02’den %1.42’ye düşürmüştür. Milliyetçi-muhafazakar çizgideki iki
parti Sırbistan Demokrat Partisi (DSS) ve Sırp Kapıları Hareketi genel seçimlerde
koalisyon kurmuş olsa da cumhurbaşkanlığı seçimlerinde farklı adaylarla
yarışmışlardır. Sırp Kapıları Hareketi’nin lideri Obradović ile DSS’nin
desteklediği Alexander Popovic’in toplamda aldığı oy oranı, genel seçimlerden
düşüktür. Bu düşüsün nedeni sorgulayarak bundan sonra muhalefet; protestoları
dikkate alarak halkın taleplerine nasıl karşılık vereceğine yoğunlaşabilir ve
halkı ikna etmek için çaba harcayabilir.. Ayrıca seçimlere katılımın artmasıyla
iktidarın güç kaybedebileceğine vatandaşı ikna etmeye çalışabilir..
Freedom House’un
geçtiğimiz günlerde yayınladığı demokrasi indeksine göre Sırbistan; demokrasi,
bağımsız medya, yönetim, seçim süreci gibi konularda 2016 ve 2017 yıllarında
gerileme yaşamıştır.[9]
Genel olarak bakıldığında dünyadaki demokratik değerlerde hızlı bir düşüş
yaşanmaktadır. Freedom House’nun indeksi 2010 yılından sonra bunu açıkça
göstermektedir. Fakat Sırbistan gibi Avrupa şüpheciliğinin artmakta ve
demokratik değerlerin gerilemekte olduğu bir ülkenin liderinin Avrupa’dan tam destek
görmesi ilginçtir.
Vučić uluslararası
toplum kendisini ülkesinde ve bölgede istikrarı sağlayan önemli bir aktör
olarak sunmaktadır. Hâlâ AB üyeliğini birinci dış politika önceliği olarak
gören Vučić, ülkenin 2020’de AB’ye tam üye olmasını hedeflediğini dile
getirmektedir. Lahey’deki uluslararası mahkemenin kararıyla beraat eden Šešelj
ve ayrılıkçı söylemleriyle zaman zaman gündem oluşturan Bosna-Hersek Sırp
Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Milorad Dodik gibi şahsiyetlerle bağları sayesinde Vučić,
Sırbistan ve Balkanlar coğrafyasında sorunları büyütme potansiyeline sahip durumdaki
Sırp milliyetçilerini dizginleyebildiğini Avrupa’ya göstermeye çalışmaktadır. Yine
bölgesel bir krizin fitilini ateşleyebilecek bir konu olan mülteci krizi
esnasında Vučić, diğer bölgesel aktörleri sakinleştirmiş, tartışmalar diplomatik
yollarla çözümlenmiştir. Kosova ile Brüksel’in arabuluculuğunda yürütülen
müzakerelerin devamı, IMF’nin Sırbistan’ın zorlu ekonomik reformları başarılı
bir şekilde sürdürdüğünü dile getirmesi[10]
Avrupa için önemli gelişmelerdir. Bunlara ek olarak Vučić Arnavutluk Başbakanı
Edi Rama ile bölgesel işbirliği için girişimlerde bulunmaktadır. Bölgede
Kosova, Bosna Hersek, Makedonya, Arnavutluk gibi ülkelerde ekonomik, sosyal ve
siyasal sorunlar devam ederken Sırbistan’ın görece istikrarlı oluşu ve Vučić’in
ılımlı ve AB yönelimli dış politikası, kendisinin anti-demokratik eğilimlerine
dair görüşlere Avrupa’nın büyük ölçüde kulaklarını tıkamasına yol açmaktadır.
Liberal-demokratik
değerler kağıt üzerinde genişlemenin temel kriterleri olarak görünse de mevcut
konjonktürde kendi sorunlarına odaklanan AB ve üye ülkeler, eskisi gibi aday
ülkelerde bu değerlerin takipçisi olmamakta, kendi güvenliği için bölgenin
istikrarını demokratik değerlerden daha fazla önemsemektedir.
Sonuç
İç
politikada; %55 oy oranıyla ilk turda cumhurbaşkanı seçilen Vučić,
ülke siyasetindeki rolünü güçlendirmiştir. Seçimlerde almış olduğu bu büyük oy
oranı, muhalif çevrelerden yükselen otoriterleşme ve ifade özgürlüğü gibi konulardaki
eleştiriler karşısında meşruiyetini pekiştirmiştir. Avrupa’dan aldığı desteği
de devam ettiren Vučić’in kısa vadede siyasi güç ve toplumsal desteğini
koruması beklenmektedir.
Vučić’in
bir yıl içinde aldığı ikinci büyük seçim galibiyeti, ülkede kendisini
zorlayacak bir muhalefetin olmadığını bir kez daha göstermiştir. Belgrad’ta
başlayan protestolardan muhalefetin dersler çıkarması beklenmektedir.
Protestolar muhalefetin inisiyatifi ile gerçekleşmiş gözükmemektedir. Protestolar,
seçimlerdeki “Beli” örneğinde de görüldüğü gibi gençlerin Sırbistan’daki siyasi
düzenine karşı başlattıkları bir girişimdir. Bu nedenle protestolardaki
isteklere kulak vermesi beklenen muhalefette ilerleyen süreçte bir değişim
görülebilir
Dış
politikada ise Vučić, AB üyeliğini birincil öncelik olarak
görmekle beraber Batı ve Rusya arasında Tito’nunkine benzer bir denge
politikasını sürdürmektedir. Avrupa’nın gözünde ise Vučić, ülkesinde ve bölgesinde
istikrarı sağlayarak Avrupa’ya özellikle güvenlik açısından destek sunan bir
aktör görünümündedir. Böylece Vučić hem Avrupa’nın ekonomik desteğinden
yararlanmakta, hem de Avrupa Komisyonu’nun ilerleme raporlarındaki eleştirilere
rağmen iç siyasette AB’nin baskısından uzak hareket edebilmektedir
https://www.setav.org/sirbistanda-secimlerin-galibi-istikrar/
[1]
Trakya Üniversitesi
Uluslararası İlişkiler bölümünde lisansını tamamladı. Bir yıl Polonya Szczecin
Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Avrupa konusunda dersler aldı. Yıldız Teknik
Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans yapmıştır.
[2] “The
challenge of investigative journalism in the Western Balkans”, opendemocracy.net,
24 Ekim 2016.
[3] “A fairy
tale for good Europeans”, dw.com, 3 Nisan 2017
[4] “Merkel
joins foreign leaders congratulating Vucic”, b92.net, 5 Nisan 2017.
[5] “Letter of congratulations from Presidents Juncker and Tusk to Aleksandar Vučić on his election as President of Serbia”, europa.eu, 3 Nisan 2017.
[6] “Saša
Janković: Razumem i podržavam mirne proteste!”, sasajankovic.rs, 4 Nisan 2017.
“Шешељ: Не подносим оставку!”, srpskaradikalnastranka.org.rs,
6 Nisan 2017.
[7] “PM
Vucic: Opposition thought that the “dictator” will bring the police into the
streets”, insajder.net, 9 Nisan 2017.
[8]
“Sırbistan’da Vučić’in Beklenen Zaferi”, setav.org, 13 Mayıs 2016.
[9] “Serbia's
democracy deteriorates on poor electoral process, lack of media freedom”,
seenews.com, 4 Nisan 2017.
[10] “IMF praises
Serbian government's outstanding results", b92,net, 27 Şubat 2017.


Comments
Post a Comment