Çeyrek Asırlık "İsim Sorunu"
İsim
sorunu bu zamana kadar neden çözülememiştir?
Sorunun
devam etmesi nelere yol açmıştır?
Tarafların
bugünkü pozisyonları nelerdir? Çözüm için umut var mıdır?
Sorunun
çözümünden ne beklenebilir?
Makedonya, 17 Eylül
1991’de bağımsızlığını Makedonya Cumhuriyeti ismiyle ilan etti. Makedonya’nın
bağımsız bir devlet olduğunu şartlı olarak kabul eden Yunanistan, ülkenin
ismini, sembollerini, bayrağını ve anayasasını[1]
egemenliğine yönelik bir tehdit olarak algıladı. Makedonya’nın Yunanistan’da
bulunan Ege Makedonya’sı üzerinde hak iddia edebileceğini ve yayılmacı politika
güdebileceğini düşündü. Bu nedenle Yunanistan, Makedonya’nın diplomatik ve
ekonomik girişimlerinin önünde en büyük engel oldu. Bu ismi taşıdığından dolayı
Makedonya Cumhuriyeti, NATO’ya ve Avrupa Birliği’ne dahil olamadı.
Kısacası Yunanistan,
Yugoslavya içinde Makedonya Sosyalist Cumhuriyeti ismiyle yer alan özerk
bölgenin “Makedonya Cumhuriyeti” ismiyle uluslararası alanda tanınmasını
istememektedir. Makedonya isminin kullanılmasını Yunanistan’ın geleceği ve
kimliği açısından bir tehdit olarak görmektedir.
SORUNUNUN
SEBEP OLDUKLARI
Yunanistan
için;
90’lı yılların başında
Yunanistan dış politikasının ana amaçlarından biri, Makedonya’nın uluslararası
toplumda Makedonya adıyla tanınmasını önlemek oluşturmuştur. Bu durum
Yunanistan’ın fazladan çaba sarf-etmesine sebep olmuştur. Yunanistan ülkedeki
azınlıkların ayrılıkçı hareket edecekleri korkusuyla azınlıklar konusunda
baskıcı bir politika izlemiştir. Hem uluslararası alanda hem de iç politikada
“Makedonya” ile mücadele etmesi Yunanistan’ı ekonomik ve diplomatik olarak
yormuştur. Örneğin; Bulgaristan ve Türkiye gibi yakın komşuları, önemli ticaret
partnerlerinden Rusya dahi Yunanistan’ın karşısında durmuş ve Makedonya
Cumhuriyeti’ni anayasal ismiyle tanımıştır. Atina’nın Makedonya’nın AB
üyeliğini olumsuz yönde etkilemesi Avrupa Komisyonu tarafından eleştirilmiş ve dava
edilmiştir. Uluslararası ortamda, Makedonya’ya uyguladığı ambargolar nedeniyle
prestij kaybına uğramıştır.
Yunanistan’ın
uyguladığı ve kendi prestijini zedeleyen bu ısrarcı politika, 2008 sonrasında
yaşanan ekonomik krizle birlikte Avrupa’nın istemediği bir boyuta gelmiştir. Rusya
ve Türkiye gibi Avrupa’nın bölgede nüfuzunu artırmasını istemediği aktörlerin, Makedonya’da
ekonomik ve sosyal girişimlerini artırması isim sorununun bir an önce
çözülmesini gerektirmiştir. Makedonya’nın NATO ve AB şemsiyesi altına alınması
gerekliliği doğmuştur. Yunanistan bir taraftan yaşadığı ekonomik krizden
çıkmanın mücadelesini verirken, diğer taraftan NATO ve AB’nin isim sorununun
çözümü konusundaki baskılarına maruz kalmıştır. Bu dilemma içinde SYRZA isimle
yeni bir koalisyon iktidarı elde etmiştir. Bu koalisyon, Avrupa ile koordineli
bir şekilde çalışarak Yunanistan’ın iç ve dış sorunlarında yapıcı bir tavır
takınmaktadır.
Makedonya
için;
Ülke, ABD ve Rusya
dâhil olmak üzere birçok ülke tarafından “Makedonya Cumhuriyeti” adıyla
tanınmaktadır. Fakat IMF, Dünya Bankası, BM gibi uluslararası kuruluşlar
tarafından Yunanistan’ın vetosundan dolayı Eski Yugoslavya Cumhuriyeti
Makedonya (FYROM) olarak tanınmaktadır.
İsim sorunu
Makedonya’yı en fazla yoran sorun olmuştur. Çünkü Makedonya bu mesele nedeniyle
Avrupa-Atlantik kurumlarına entegrasyonunu geciktirmiştir. Ülkede hem
sosyolojik hem de siyasi krizler yaşanmıştır.
22 Mart 2004’te AB’ye
üyelik başvurusunda bulunan Makedonya, 16 Aralık 2005’te aday ülke statüsü elde
etmiştir. Balkan ülkeleri içinde aday ülke statüsünü alan ilk ülke olmuştur.
Fakat Yunanistan’ın vetosu nedeniyle müzakerelere başlanamamıştır. Makedonya,
Yunanistan yüzünden “büyük patlama” olarak adlandırılan AB’nin 2004 ve
2007’deki genişleme süreci içinde yer almamıştır. NATO üyeliği konusunda da
Makedonya’nın önündeki en önemli engel Yunanistan olmuştur. Nisan 2008’den beri
Makedonya’nın NATO’ya üyeliği veto edilmektedir.
Sosyolojik olarak;
Makedonya halkı, Yunanistan’ın vetoları nedeniyle Avro-Atlantik kurumlarıyla
bütünleşme konusundaki umudunu kaybetmeye başlamıştır. Bu durum, bir önceki VMRO-DPMNE
hükümetinin ulus inşa sürecini başlatmasına yol açmıştır. Milliyetçiliğin
fitili ateşlenmiş, Antik Makedon heykellerinin şehri süslediği 2014 Üsküp projesi
hayata geçirilmiştir. Ülke bütçesinden yüklü bir meblağ bu projede
kullanılmıştır. Makedonya, yolsuzlukla mücadele, hukukun üstünlüğü, bireysel
hak ve özgürlükler gibi temel konularda Batı değerlerinden uzaklaşmaya
başlamıştır.
Son birkaç yıldır Makedonya’da
birçok protesto ve sokak gösterisi yapılmıştır. Demokratik değerlerin geriye
gidişi ve bunun yol açtığı siyasetteki ve toplumdaki kutuplaşma isim sorununun
Makedonya’da yarattığı olumsuzluklardır.
Yunanistan Makedonya’yı
FYROM ismiyle tanıdıktan ve uyguladığı ambargoyu kaldırdıktan sonra iki ülke
arasındaki ticaret hacminin arttığı görülmüştür. İsim sorunu çözüldükten sonra
ekonomik ilişkilerin daha da artacağı düşünülmektedir. Günümüzde Hollanda ve
Avusturya’dan sonra Makedonya’nın üçüncü en büyük yatırımcısı Yunanistan’dır.
Bu durum ikili ilişkilerin gelişmesine ve artık sorunların çözülmesi
gerektiğine işaret etmektedir.
ÇÖZÜM
İÇİN SUNULAN YOL HARİTASI
Ocak ayı itibariyle
bölgede sıcak gelişmeler yaşanmıştır. Önemli bir siyasetçinin Kosova’da
öldürülmesinden sonra Brüksel’deki Kosova -
Sırbistan diyalog süreci durdurulmuştur. Bu önemli gelişmenin hemen
akabinde Amerikan diplomat Nimetz, 17 Ocak’ta New York’ta isim sorununun
çözülmesi için önemli bir adım atmıştır. Yunan ve Makedon diplomatların buluştuğu
toplantıda sorununun bir an önce nihayete erdirilmesi istenmiştir. Nimetz, isim
sorununun çözülmesi için masaya beş öneri koymuştur. Diplomatlardan bu
önerileri ülkelerine götürüp, tartışmalarını istemiştir.
27 yıldır bu konuyla
ilgilenen BM müzakerecisi ABD’li diplomat Matthew Nimetz’in Makedonya’nın yeni
ismi konusundaki önerileri şu şekildedir:
1.Yeni
Makedonya Cumhuriyeti (Republika Nova
Makedonija).
2.Kuzey
Makedonya Cumhuriyeti (Republika Severna Makedonija)
3.Yukarı
Makedonya Cumhuriyeti (Republika Gorna Makedonija)
4.Vardar
Makedonya Cumhuriyeti (Republika Vardarska Makedonija)
5.Makedonya
Cumhuriyeti – Üsküp (Republika Makedonija (Skopje)
NATO ve BM isim sorunun
bir an önce çözülmesini istemektedir. Diplomatların toplantılarından hemen
sonra NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg 17-18 Ocak 2018 tarihinde ilk kez
Makedonya’yı ziyaret etmiştir. NATO’nun bu sorununun çözümünde bir irade
gösterdiğini açıklamıştır.
NATO ve BM’nin sorunun
çözümünde bu denli ısrarcı olmalarının sebebi, uygun bir ortam bulmalarıdır. Elbette
iki ülkenin iç siyaseti açısından kolay bir sürecin yaşanacağı düşünülemez.
Çünkü sorununun çözümü için uluslararası iradenin yanı sıra toplumun ve
siyasetin de hazırlanması gereklidir. ABD’nin çözüm sürecini hızlandırmak
istemesinin en önemli sebebi Makedonya’da yeni göreve gelen Zaev hükümeti ile
Yunanistan’daki Çipras hükümetidir. Bu iki lider makul ve ılımlı görülmektedir.
Ele geçen bu avantaj kullanılmak istenmektedir.
ABD’ye göre, bu iki
liderin ülkelerindeki milliyetçi kesimleri ikna etmek için gerekli ortam bulunmaktadır.
Makedonya’da VMRO-DPMNE partisinin yeni lideri Hristiyan Mitskovski’dir.
Mitskovski partisinin hem genel hem de yerel seçimlerde ciddi kayıplar verdiği
bir dönemde görevi devralmıştır. Partisinin oy kaybı yaşamasının sebebi; ülkeyi
demokratik ve ekonomik olarak geriye götüren tutumudur. Bu nedenle yeni liderin
eski parti lideri Nikola Gruevski gibi sorunları büyüten değil, sorunların
çözümü için uğraşan bir davranış geliştirmesi beklenmektedir. Mitskovski, kendi
tabanını da kaybetmeden isim sorununun çözümünde yapıcı bir tavır geliştirebilir.
Henüz umutları kırıcı, olumsuz bir üslup kullanmamıştır. SDSM lideri ve
Makedonya Başbakanı Zaev, partinin yaşadığı bu dilemmanın üzerine giderek
Mitskovski ile ortak bir zeminde buluşmaya çabalayacaktır.
Diğer taraftan
Yunanistan’daki SYRZA hükümetinin lideri Çipras’ın da elinde bazı kozlar
bulunmaktadır. SYRZA hükümetinin lideri Aleksis Çipras merkez sağ ve milliyetçi
kanadın tepkilerini göze alarak, içinde Makedonya olan bir birleşik ismin kabul
edilebileceğini açıklamıştır. Fakat bu durum SYRIZA koalisyonunda görüş
ayrılıklarına sebep olmuştur. Koalisyonunun küçük ortağı ANEL partisinden olan
Savunma Bakanı, Makedonya isminin kullanılmaması gerektiğini açıklamıştır. Bu
durum hükümetin parçalanacağı yönünde bazı yorumlara sebep olmuştur. Bu
olasılığı göz önünde bulunduran Çipras, orta-yolcu bir tavır takınmaktadır. SYRZA
hükümeti göreve geldikten sonra Yunanistan borçların ödenmesi konusunda
istikrarlıdır ve ilerleme kat etmiştir. Yunanistan’ın yeni bir seçim sürecine
girmesi yakın zamanda bitmesi beklenen borçların ödenmesi sürecini de erteleyecektir,
kemer sıkma politikasının daha da uzamasına neden olabilecektir. Hükümetin
bozulması ne Yunanistan’ın ne de ABD’nin isteyeceği bir gelişmedir. Bu durum
Çipras tarafından koz olarak kullanılacaktır.
İÇ
SİYASETTEKİ GELİŞMELER
BM’de isim sorununun
çözümü için arabuluculuk yapan ABD’li diplomat Matthew Nimetz, Ocak ayının son
haftası ile Şubat ayının ilk haftası hem Atina’ya hem de Üsküp’e gitti. Her iki
ülkede de görüşmeler olumlu seyretti.
Yunanistan
tarafı, isim sorunu konusunda taslak bir öneriyi bu ay içinde açıklanacağını
dile getirdi. Herhangi belirlenecek birleşik bir isimde Makedonya isminin yer
almasına sıcak bakan Yunan tarafı, ülkenin diline verilen ismin de
değiştirilmesi gerektiğini düşünüyor. Yunan tarafına göre önerilen isimlerden
Yeni Makedonya ile Yukarı Makedonya kabul edilebilecek isimler arasındadır.
Fakat, iç siyasette henüz istenilen konsensüs yaratılmış değildir. Muhafazakar
bir parti olan muhalefet partisi Yeni Demokrasi’nin mensupları ve taraftarları Selanik’teki
sokak protestolarında yerlerini aldı. Hatta Yeni Demokrasi’nin eski lideri
protestoların Atina’ya taşınmasında da önemli bir rol üstlendi. Yeni Demokrasi
partisi bu süreci kendi lehine kullanmaya çalışmaktadır. Bazı parti taraftarı
yorumcular, Çipras’ın Yunan tarihinden taviz vermeye hazır olduğunu, bu nedenle
Yeni Demokrasi lideri Kyriakos Mitsotakis’in bu sorunu ülke çıkarlarını
zedelemeyecek şekilde çözebileceğini düşünmektedir.
SYRZA koalisyonunun
küçük ortağı, popülist ve milliyetçi bir parti olan Bağımsız Yunanlılar (ANEL),
isim sorununun çözümü konusunda sıkıntı çıkaran bir diğer kesimdir. ANEL’e göre
belirlenecek ülke isminde “Makedonya” asla kullanılmamalıdır. ANEL’in önerisine
göre Makedonya’nın yeni ismi, “Orta/Merkez Balkan Cumhuriyeti” ya da “Vardarska” gibi herhangi bir anlam
yüklemenin zor olduğu Slavca bir isim olmalıdır.
İç siyasetin yanında
toplumun ve kilisenin de ikna edilmesi gerekmektedir. Yapılan son araştırmalara
göre Yunan halkının %59’u isim sorununun çözümünde “Makedonya” isminin
kullanılmasını istememektedir.[2] 21
Aralık’ta Selanik’te başlayan “Makedonya Yunandır” temalı protestolar, 4
Şubat’tan itibaren Atina’da da devam edecektir.
İç siyaset Yunan
hükümetini zorlayacaktır. Herhangi bir erken seçim riskine karşın Çipras,
tarafları ikna edebilmek için sekiz yıl süren ve Yunan halkını zorlayan kemer
sıkma politikalarında sona gelindiğini ve Yunanistan’daki istikrarı bozucu
herhangi bir girişimin sadece ülkeye zarar vereceğini öne sürecektir.
Yunanistan, isim sorunu
üzerine çalışıp Şubat ayı içerisinde Makedonya’ya bir teklif sunacağını
açıklasa da, henüz Makedonya’da sorunun
kapsamlı bir şekilde değerlendirildiği görülmemektedir. Bu durum, Üsküp
yönetiminin özensiz ve tavize açık olduğu yönünde bir algı oluşturmaktadır.
Milliyetçi-muhafazakar çevrelerin hükümete güvenini azaltmaktadır. Bu toplumsal
dinamiği sezen en büyük muhalefet partisi VMRO DPMNE; genel ve yerel seçimlerde
SDSM’ye kaybettiği tabanını geri kazanmak için süreci yavaşlatmak isteyecektir.
VMRO DPMNE’nin yeni
lideri Mitskovski, göreve geldiği ilk zamanlar isim sorunu konusunda
“partisinin temkinli olacağını ve Makedon kimliğinin hasar görmemesi için
çalışacaklarını” dile getirmişti. İktidar partisi ile yapılan görüşmelerde,
isim sorunu konusunda fikir ayrılıklarının devam ettiği görülmektedir.
Nimetz’in ülkeyi ziyaretiyle birlikte parti, isim sorununun Birleşmiş
Milletlerin desteği ve teşvikiyle çözülmeye çalışılmasının önemli olduğunu vurgulamıştır.
Fakat partinin tek kriteri, Makedon kimliğinden ve dilinden feragat edilecek
herhangi bir çözümün onaylanmamasıdır. Bu süreç Mitskovski’nin de siyaseten
kendini kanıtlamak isteyeceği bir süreç olacaktır.
Ülkedeki liberal
çevreler Zaev hükümetinin bir an önce bu sorunu çözmesi gerektiğini düşünmektedir.
Onlara göre Zaev; Avro-Atlantik entegrasyon sürecinde ilerleme katedebilmek
için ilk olarak Bulgaristan ile dostluk anlaşması imzalamış, şimdi de Yunanistan
ile ilişkileri geliştirmeye çalışan bir liderdir. Zaev sorunun çözümünde önemli
bir adım atmış ve Davos’ta yapılan toplantı sonrasında Büyük İskender
Havaalanı’nın isminin değiştirileceğini ve Makedonya’dan Yunanistan’a giden
otoyolun isminin “Dostluk Otoyolu” olarak değiştirileceğini açıklamıştır.
Üsküp hükümeti, Atina’dan
farklı olarak isim sorununu kimlik ve dil merkezli değerlendirmemektedir.
Makedonya’nın uluslararası alanda tek bir isim ile anılması yani mevzunun diplomatik
tarafı ile ilgilenmektedir.
BEKLENTİLER NELERDİR?
Tarihten bugüne Balkan
coğrafyasında “lider aktör” konjektüre göre sürekli değişiklik göstermiştir. Coğrafya
bu konuda politize olmuştur. Yunanistan kaybettiği bu liderliği yavaş yavaş
kazanmak istemektedir. Makedonya’nın da önü açılacaktır. Yani sorunun çözümü
Çipras’ı da Zaev’i de olumlu yöne etkileyecektir. Zaev; ülkenin kalkınmasının önündeki
en büyük engel olan isim sorununu çözen bir kahraman, Çipras ise ABD’nin
güvenini kazanmış, bölgede ortak çalışabileceği, güçlü ve yapıcı bir lider
olacaktır. ABD’li Diplomat Matthew Nimetz ise 27 yıldır çözmek için uğraştığı
bir sorunu ölmeden önce nihayete erdirip, ismini yaşatacaktır.
Yunanistan bölgede
liderlik konusunda Sırbistan ile bir rekabet içindedir. Uzun süren borç
batağından sonra ülkenin yeniden kalkınmaya başlamasıyla bölge sorunlarına el
attığı görülmektedir. Çipras’ın isim sorununun çözümünde bu denli umutlu
görüş-alışverişinde bulunmasının nedeni budur. Makedonya için ise NATO ve AB
yolunun açılması en önemli beklentidir.
Son yıllarda AB, bölge
ülkelerini birbirlerine entegre edici projeleri hayata geçirmektedir. Bunlardan
en önemlisi bir gençlik örgütlenmesi olan RYCO (Regional Youth Cooperation
Office)’dur.[3] Bunun yanı sıra Batı Balkan ülkelerinin bir
arada olacağı bir Spor Birliği’nin kurulması da planlanmaktadır. Spor ve
eğitimin yanı sıra birkaç ay önce Sırbistan Cumhurbaşkanı Alexander Vucic
“Bölgesel Gümrük Birliği” gibi bir projenin hayata geçmesi gerekliliğinden bahsetmiştir.
Geçtiğimiz aylarda Varna’da Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandır Vuçiç,
Yunanistan Başbakanı Aleksis Tsipras, Romanya Başbakanı Mihai Tudose ve Bulgaristan
Başbakanı Boyko Borisov arasında Üst Düzey İşbirliği Konsey’i toplantısı gerçekleştirilmiş
ve bu mevzu gündeme gelmiştir.
Coğrafyanın birbirine
entegre olmasını gerektiren altyapı, enerji ve çeşitli alanlarda işbirlikleri
projeleri üretilmektedir. Bu projelerin ikili ilişkiler neticesinde bozulmasını
ne AB/ABD ne de bölge ülkeleri istemektedir. İsim sorununun çözülmesi iki
ülkenin ekonomik kalkınması açısından önemlidir. Bölgesel bir konsensüsün
oluşturulması ve bölgede yatıştırıcı ve moderatör rolünde bir Yunanistan, daha
güçlü bir ülke olacaktır.
NATO için Makedonya’nın
üyeliği maliyetlidir. Ülke, yaklaşık olarak 8 bin kişilik bir orduya sahiptir.
Ülkenin NATO için kullanabileceği deniz veya hava kuvveti de bulunmamaktadır.
NATO, Makedonya ordusunu kendi şartlarına yaklaştırmak için vakit harcamak
zorunda kalacaktır. Fakat jeopolitik olarak bakıldığında NATO, bölgedeki Rusya
etkisini kırmak istemektedir. Makedonya; coğrafya ve enerji bakımından Vardar
nehri, orta Avrupa ile Ege Denizini birbirine bağlayan önemli bir hat
üzerindedir. Avrupa enerji ticareti/pazarı bakımından ABD ve Rusya arasındaki
çekişmenin tam ortasında yer almaktadır. Rusya, Makedonya’nın en önemli ticaret
partnerlerinden biridir. Makedonya’nın NATO üyesi olması, dış politikasında
Rusya ile olan girişimlerini tekrar gözden geçirmesine neden olacaktır. Buna ek
olarak, Sırbistan’ın NATO ülkeleriyle çevrelenmesi, Rusya’nın Sırbistan
üzerindeki etkisini kıracaktır. Bölgedeki gri alanlar yavaş yavaş ortadan
kalkacaktır.
Elbetteki kafa karışıklıkları
ve endişeler vardır. Bu sürecin kolaylıkla aşılması mümkün değildir. Fakat en
önemlisi her iki hükümet de taşın altına elini koymuş gözükmektedir. Fakat ABD
faktörünün bölgede önemli bir karşılığı vardır. Muhalefetin ve toplumun ikna
edilmesi, süreci olumlu yönde etkileyebilecektir. Diğer taraftan eğer süreç
yine yarıda kesiliş ve beklemeye alınırsa, kısa vadeli politik hesaplar daha
büyük umut kırıklıklarına sebep olacaktır. O nedenle her iki ülkedeki
muhalefetin ve iktidarın başlatılan bu sürece sahip çıkması gerekir. Konunun
kapatılmasındansa tartışılarak bir sonuca varılması her iki ülke açısında olumlu
sonuçlar doğuracaktır.
[1]
Anayasaya göre; ülkenin Makedonya’nın Makedonlara ait olduğu, resmi dilinin de
Kyril alfabesiyle yazılan Makedonca olduğu belirtilmiştir. Yunanistan, 2
Ağustos 1944’te kurulmuş olan Makedonya Halk Cumhuriyeti ile 1991’de kurulan Makedonya
Cumhuriyeti anayasasında devamlılığın olduğunu düşünmektedir.
[2] “59% of
Greeks Oppose “Macedonia” in FYROM Name”, greekreporter, 30 Ocak 2018.
[3] “Is the RYCO a hope for the region?”, dilekkutuk.blogspot.com,
22 Ağustos 2017


Comments
Post a Comment