Sırbistan’da Vučić’in Beklenen Zaferi
DİLEK KÜTÜK
1.Sırbistan Başbakanı
Aleksandar Vučić neden erken seçimlere gitti?
2.Seçimlerin
sonuçları nasıl değerlendirilebilir?
3.Yeni dönemde
Sırbistan’ın iç ve dış politikasına ilişkin başlıca beklentiler nelerdir?
Sırbistan’da 2014
yılında yapılan genel seçimlerde Sırp İlerlemeci Partisi (SNS) tarihi bir
başarı elde etmiş, Milošević döneminden beri ilk kez bir seçim ittifakı %48
gibi yüksek bir oy oranına ulaşmıştı. Seçimlerden sonra SNS mecliste tek başına
iktidar için yeterli sandalyeye sahip olmasına rağmen, partinin genel başkanı
Aleksandar Vučić, bir önceki dönemde iktidar ortağı olan Sırbistan Sosyalist
Partisi (SPS) ile koalisyonu sürdürmeyi tercih etti. Aradan geçen iki yıl
içinde Vučić ülkedeki siyasi konumunu güçlendirirken başta AB olmak üzere
uluslararası çevrelerin de desteğini kazandı.
Olağan seçimlere daha
iki yıl kadar zaman varken Başbakan Vučić, 17 Ocak 2016 tarihli toplantısında
“zafer için seçime gidiyoruz!”[1]
diyerek Sırbistan’ın erken seçime gideceğini duyurdu. Önemli bir kamuoyu
desteğini arkasında hisseden Vučić, seçimlerden güçlenerek çıkacağı konusunda
emindi. Çeşitli kuruluşların yaptığı kamuoyu yoklamalarında da SNS’nin erken
seçimlerde %48 ve %52 arasında oy alacağı öngörülmekteydi.
Erken Seçimler ve Vučić’in Yeni Zaferi
Vučić’in erken
seçimlere gitmesinin nedenlerinin ardında, Sırbistan’ın Ocak 2014’ten beri
devam eden AB müzakerelerinin önemli bir payı olduğu söylenebilir. Vučić’in iç
ve dış siyasetinde, ülkenin 2000’li yılların başlarından beri devam eden AB üyelik
süreci önemli bir yer tutuyor. Yugoslavya’nın dağılmasından sonra Sırbistan,
serbest piyasa ekonomisinin gerekliliklerini hala tamamlamış değil. Ülkede iş
sahibi insanların büyük bir çoğunluğu kamuda çalışmakta. Siyaset ve çıkar
grupları arasındaki ilişkiler tamamen ortadan kaldırılmış değil. Vučić başta
özelleştirme, kamu harcamalarında kesintiler, vergi artırımı, organize suçlar
ve yolsuzlukla mücadele gibi AB’nin zorlu koşullarını yerine getirebilmek için uzun
bir süre görevde kalması gerektiğini birçok platformda dile getirdi. Yeniden iş
başına gelmesinin muhtemel olduğu bir zamanda erken seçime gitmek istemesini bu
şekilde açıkladı.
Erken seçimlerin bir başka nedeni olarak Vučić’in Ivica Dačić liderliğindeki SPS ile iktidar koalisyonunu bitirmek istemesinden söz edilebilir. Sırbistan siyasetinde son iki yıldır iktidar Vučić’in güdümüne girmiş ve hükümetin sol görüşlü büyük ortağı SPS giderek pasifleşmişti. SPS, ekonomi ve dış siyaset başta olmak üzere hükümet politikalarında görüşlerinin yeterince dikkate alınmadığından yakınmaktaydı. Bununla beraber, Vučić’in son yıllarda aldığı kamuoyu desteğinin en önemli sebeplerinden olan yolsuzluk operasyonlarının son yıllarda SPS ile ilişkilendirilen iş adamlarına yönelmesi koalisyonda huzursuzluklar meydana getirirken SPS’nin kamuoyu gözündeki imajını zedeledi. Basında Dačić ile ilgili çıkan magazin ve sansasyon içerikli haberler her ne kadar bu lider tarafından yalanlansa da, kendini yolsuzluk ve şaibelerden uzak göstermek isteyen Vučić’in tek başına iktidar söylemini güçlendirdi. Muhalefet partilerinin de oldukça zayıf olduğu bu ortamda Vučić, erken seçimlere giderek hem tek başına iktidarını meşrulaştırmak hem de iktidar süresini uzatmak istedi.
24 Nisan 2016 tarihinde
yapılan genel seçimler, Vučić’in beklentilerini büyük ölçüde sağladı. SNS,
aldığı yüzde 48.25’lük oyla en yakın rakibi SPS’yi yüzde 37’nin üzerinde bir
farkla geride bıraktı. Fakat yüzde 5’lik seçim barajını önceki seçimlerden daha
fazla sayıda partinin geçmesi yüzünden SNS’nin meclisteki sandalye sayısı geriledi.
Sırbistan Demokrat Partisi (DSS) – Sırp’ın Kapıları (Dveri) seçim ittifakının
%4.99 oy oranıyla baraj altı kaldığı 24 Nisan seçim sonuçlarına yapılan
itirazlar neticesinde 15 sandıkta seçimler tekrar edildi.[2]
4 Mayıs tarihinde gerçekleştirilen tekrar oylamayla, yeni dönemde Sırbistan
parlamentosunda yedi farklı partinin temsil edileceği resmilik kazandı.
Seçimlerden yeniden birinci
parti olarak çıkan SNS, aşırı sağda yer alan Sırp Radikal Partisi (SRS)’nin
bünyesinden doğmuş bir parti. Kosova’nın bağımsızlığını ilanının ardından
Avrupa ile bütünleşmeyi savunmaya devam edenler bu partiden ayrılarak 2008’de
SNS’yi kurdular. Milliyetçi geçmişe sahip olmakla beraber AB hedefini vurgulayan
parti, geniş bir kamuoyu desteği bularak 2012 ve 2014 seçimlerinden birinci
parti olarak çıktı. Bu dönemlerde Kosova ile ilişkilerin normalleştirilmesi ve
yolsuzlukla mücadele gibi konularda kararlı adımlar atılması, ekonomik
olumsuzluklar ve sert tasarruf tedbirlerine rağmen SNS ve lideri Vučić’in
popülerliğini korumasını sağladı.
Başbakan Vučić için
2004 yılından beri Demokrat Parti’nin (DS) yönetimde olduğu Voyvodina Özerk
Bölgesi’ndeki bölgesel seçim sonuçları önem taşımaktaydı. DS’nin son yıllarda
ülke çapında popülerliğini kaybetmesi, Voyvodina’da da fark edilmekte ve
SNS’nin bölgesel seçimlerden birinci parti olarak çıkması beklenmekteydi. Seçim
öncesi bölgede yaptığı seçim konuşmasında Vučić, partisinin seçilmesi durumunda
Voyvodina için daha fazla çalışacaklarının sözünü vermişti. Vučić seçimlerden
birkaç gün önce Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile Voyvodina’da Macar
nüfusun yoğun olduğu Subotica şehrinde Macar bir şirketin açılışında beraber
poz verdi. Macaristan’dan gelen yatırımlara her zaman açık olduklarını dile
getiren Vučić, Voyvodina’daki Macarların da sempatisini kazanacak bir hamlede
bulunmuş oldu. Böylece, Vučić Voyvodina’daki bölgesel seçimlerde de istediği
başarıyı elde etti. Partisi SNS %44 civarında oy alarak bölgesel hükümeti
kurmaya hak kazandı.
Seçimlerde ikinci
sırayı %10.95 oy oranıyla SPS aldı. Seçim sonrası Vučić ile koalisyona açık
olduğunu belirten fakat Vučić’ten aynı tepkiyi alamayan Ivica Dačić, seçimlere
2008 yılından beri koalisyon kurduğu “Birleşik Sırbistan” (JS) partisiyle
girdi. SPS ve JS koalisyonu 2014 yılında %13.49 oy almışken, 2016 seçimlerinde
oylarını %10.98’e geriletti. Önceki dönemde 44 sandalyeye sahip olan parti, bu
seçimlerde parlamentodaki milletvekili sayısını 29’a düşürmüş oldu. Bunda
Dačić’in Vučić’in gölgesinde kalmasının ve parti programında yer alan sosyal
adalet, bedava eğitim ve sosyal güvenlik konularında beklentileri yeterince
yerine getirememiş olmasının da etkisi bulunuyor.
Seçimlerde, aşırı
sağda yer alan SRS %8.10 oy oranıyla üçüncü parti olarak çıktı. Partinin kurucu
lideri Vojislav Šešelj’in geçtiğimiz günlerde ICTY’deki davasında hakkında
incelenen 9 maddeden de beraat ederek aktif siyasete dönmesi, 2014 seçimlerinde
meclis dışı kalmış olan SRS’yi yeniden canlandırdı. Parti, dış politikada
Avrupa-Atlantik dünyası yerine Sırbistan’ın geleneksel müttefiki Rusya’nın
tarafında yer alınmasını savunan ve Kosova konusunda taviz verilmesine karşı
olan kitlenin desteğini aldı. Partinin yeniden parlamentoda yer alması ülke
siyasetini doğrudan şekillendireceği anlamına gelmese de Šešelj’in sansasyonel
siyaset anlayışı başta AB üyeliği, Kosova ile normalleşme süreci,
özelleştirmeler, IMF ve NATO ile ilişkiler olmak üzere birçok hassas konuda iktidar
için mecliste rahatsız edici bir muhalefet unsuru olacaktır.
2014 seçiminden hemen
önce kurulan fakat barajı aşamayan Artık Yeter Hareketi (DJB), 2016 genel
seçiminde %6.02 oy oranıyla dördüncü sırayı aldı ve meclise girmeyi başardı. Partinin
Genel Başkanı Saša Radulović, 2013 yılında Başbakan Dačić tarafından ekonomi bakanlığı
görevine getirilmiş, fakat özelleştirme politikaları yüzünden daha sonra bu
görevden alınmıştı. Ekonomist ağırlıklı bir çekirdek kadroya ve farklı
alanlarlardan yeni yüzlere sahip olan parti, genç ve ekonomik gelişimi
önemseyen kesimlerden ve parti programında işlediği adalet, yolsuzluk ile
mücadele, siyasette ve ekonomide şeffaflık gibi çekici kavramlarla, yolsuzluklardan
ve eskimiş siyaset anlayışından bıkmış durumdaki orta sınıftan önemli destek gördü.
2014 seçimlerinden önce beş ay kadar ekonomi bakanlığı görevini yürütmüş olan
DJB lideri Radulović, dönemin Başbakan Yardımcısı Vučić ile özelleştirmeler ve
yolsuzluklar gibi konularda anlaşmazlığa düşmüştü. Yeni dönemde DJB’nin,
hükümeti özellikle bu iki konuda zorlayacağı beklenebilir.
2016 genel seçiminde
Demokrat Parti (DS) liderliğindeki seçim ittifakı, az farkla DJB’nin gerisinde
kalarak beşinci sırayı aldı. 2000’li yıllarda ülkede merkez solun en güçlü
partisi durumundaki DS’nin oyları son iki seçimde oldukça düştü. Parti, 2014
seçimlerinde aldığı %6.2’lik oy oranını yükseltmeyi başaramazken Voyvodina’da
iktidarı SNS’ye kaptırdı. Birçok parti üyesinin yolsuzluktan tutuklanmasının ve
partinin genel başkanı Bojan Pajtić’in birkaç aydır hükümete yakın TV kanalları
ve gazetelerde yolsuzlukla gündeme gelmesinin bu sonuçta payı olduğu yadsınamaz.
Milliyetçi-muhafazakar
çizgideki iki partinin (DSS ve Dveri) yapmış olduğu seçim ittifakı, kılpayı da
olsa barajı aşarak meclise girmeyi başardı. İki parti de bir önceki genel
seçimlere tek başına katılmış ve yüzde 5’lik barajı aşamamıştı. Merkez sağda
yer alan DSS, 2014’te ilk kez meclis dışı kalmasının ardından bir süre bölünme
ve lider eksikliğiyle karşı karşıya kalmasına rağmen iki yıl sonra kurduğu
seçim ittifakıyla yeniden meclise girmeyi başardı. Babası da eski bir siyasetçi
olan Genel Başkan Sanda Rašković Ivić, ataerkilliği güçlü olan bir toplumda
milliyetçi-muhafazakar çizgideki bir partinin kadın lideri olarak dikkat
çekiyor. İttifakın diğer kanadı Dveri ise Sırp-Ortodoks kimliği ile Batı
karşıtlığına kuvvetle vurgu yapan ve gençler arasında taban bulan bir parti. Bu
iki parti arasında milliyetçilik ortak paydasının bulunmasına rağmen özellikle ekonomi
politikaları ve Batı dünyasıyla ilişkiler konularında önemli görüş ayrılıkları
bulunuyor. Bundan dolayı mecliste ortak bir blok olarak hareket etmeleri
beklenmiyor. DSS’ye nazaran daha radikal görüşlere mensup Dveri’nin SRS’ye daha
yakın bir çizgi izleyeceği tahmin edilebilir. Önceki dönemde AB üyeliğine karşı
bir parti mecliste temsil edilmiyordu. 2016 genel seçimi sonucunda Batı’ya
ideolojik olarak karşı olan Dveri ve ayrıca Kosova sorunundaki tutumu yüzünden
AB ile ilişkilere mesafeli yaklaşan DSS’nin birlikte kurduğu koalisyon mecliste
13 sandalyeyle temsil edilecek.
Seçimlerde yedinci
sırayı demokrat eğilimli üç partinin oluşturduğu seçim ittifakı aldı. Bu
partilerden ikisini DS kökenli iki parti (SDS ve LDP) oluştururken üçüncüsü,
Voyvodina’da faaliyet gösteren çok etnisiteli bir parti olan Voyvodina Sosyal
Demokratlar Birliği (LSV) idi. Ülkenin eski cumhurbaşkanlarından Boris Tadić’in
başkanlığını yaptığı Sosyal Demokrat Parti (SDS), ülke siyasetinde DS’nin
yerini almayı amaçlayan bir merkez-sol parti olarak 2014 genel seçimi öncesinde
(NDS adıyla) kurulmuştu. Kurduğu seçim ittifaklarıyla 2014 seçiminin ardından
2016’da da barajı aşan parti, yine de ülkede merkez-solda oluşan erimeyi tersine
çevirmeyi başaramadı. Yıllardır ülkenin en çok oy alan liberal partisi
konumundaki Liberal Demokrat Parti (LDP) ise yeni oluşan mecliste Kosova’nın
bağımsızlığını kabul eden tek ulusal parti olarak temsil edilecek.
Müslümanların yoğun
olarak yaşadığı Sancak bölgesinde belediye seçimleri önemli bir değişiklik
meydana getirmezken, genel seçimlerde Boşnakları temsilen yeni bir parti Sırbistan
parlamentosuna girdi. Sancak müftüsü
Muamer Zukorlić taraftarlarının kurdukları ve önceki seçimlerde kayda değer bir
başarı elde edememiş olan Sancak Boşnak Demokrat Topluluğu (BDZ-S) partisi, bu
sefer Zukorlić’in de aktif olarak siyasete girmesi ve milletvekili adayı olması
üzerine oylarını büyük ölçüde artırdı. Parti, bu sayede Sırbistan parlamentosunda
Zukorlić’in de dahil olduğu iki milletvekiliyle temsil edilecek. Bir önceki
dönem meclise üç milletvekili göndermiş olan Sancak’ın en köklü Boşnak partisi Demokratik
Hareket Partisi (SDA) ise bu sefer iki sandalyeye sahip. Bölgede faaliyet
gösteren bir başka Boşnak partisi olan, Rasim Ljajić liderliğindeki Sancak
Demokrat Partisi (SDP)’nin ise ülke çapında SDPS listesinden SNS ile ittifak
yapmış olması, bu partinin daha fazla sayıda milletvekili çıkarması anlamına
geliyor. Aynı zamanda Başbakan Yardımcısı olan Ljajić, seçimlerden önce
Başbakan Vučić ile dokuz sandalye üzerinde anlaşmıştı.
Zukorlić’in değişim
vurgusu yapan ve Müslüman-Boşnak kimliğini öne çıkaran konuşmaları, Boşnakları ikna
etmekte başarılı oldu. Seçim kampanyasında bir taraftan Balkanlarda barış ve
uzlaşmaya yönelik ifadeler kullanan Zukorlić, diğer taraftan Sırbistan ve
Karadağ arasında bölünmüş durumdaki Sancak bölgesinin ve burada yaşayan “Boşnak
milletinin” özerkliğini bir hedef olarak ortaya koydu. Müftülüğü sırasında
üniversite, medrese ve okullar açmış olan Zukorlić, devletten destek almadan
kurulmuş ve yürütülmekte olan bu kurumlar sayesinde yüzlerce kişiye istihdam
sağlandığının altını çizdi. Kalkınma ve istihdam konularına da seçim
kampanyalarında yer veren Zukorlić, Sancak’ta yeni fabrikaların açılması ve Saraybosna-Novi
Pazar otoyolunun inşası konusunda elinden geleni yapacağını söyledi.[3]
Belediye seçimlerinde
önemli bir başarı elde edemeyen BDZ-S’nin genel seçimlerde yapmış olduğu oy
sıçraması, Zukorlić’in liderlik gücünün yanısıra, ülkede Sırplar arasında
yükselen aşırı sağın bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Aşırı milliyetçi
Šešelj’in Lahey’deki uluslararası mahkemeden aklanıp partisinin başına
dönmesinin ardından SRS’nin kaydettiği ani yükselişe bir tepki olarak birçok
Boşnak, siyasi ve ekonomik geçmişe sahip, hitabet gücü yüksek ve kurnaz bir
dini lidere yöneldi. Zukorlić de seçim konuşmalarında, “Šešelj’i mecliste ancak
kendisinin durdurabileceğini” sıklıkla vurguladı. Yeni dönemde Boşnaklar
parlamentoda bugüne değin adeta gelenekselleşmiş olan SDA-SDP ikiliğinin
ötesine geçen bir temsiliyete sahip olacaktır. Zukorlić’in ülke siyasetinde
elde edeceği konum aynı zamanda Sancak’taki müftülük sorununun geleceği
üzerinde de belirleyici olabilir.
Yeni Dönemde Sırbistan’ın İç ve Dış Siyaseti
2016 seçimleri, ekonomik
büyüme, siyasi istikrar ve AB hedefine vurgu yapan SNS lideri ve Başbakan Vučić’in
hâlâ Sırbistan toplumunun çoğunluğu tarafından desteklendiğini gösterdi. Bununla
beraber, bir önceki döneme göre daha fazla sayıda partinin meclise girmesiyle
meclisin siyasi yelpazesi genişledi. Sol, merkez, liberal, milliyetçi ve aşırı
sağ partilerin temsil edileceği yeni dönemde parlamento içinde birçok hararetli
tartışmanın yaşanacağı şimdiden öngörülebilir. Bir yandan Avrupa-Atlantik kurumlarıyla
entegrasyon, Belgrad-Priştine müzakereleri, özelleştirmeler ve makroekonomik
politikalar gibi tartışmalı konularda partiler arasında ideolojik kamplaşmalar
beklenirken diğer yandan birbirlerinden siyasi görüş ve sosyal taban bakımından
çok farklı olan bu partiler, ülke siyasetindeki gücü son yıllarda iyice
yerleşmiş durumda bulunan SNS’yi dengeleme çabalarına da girebilirler.
Seçimlerin hemen ardından birçok partinin hükümetin seçim sonuçlarına müdahale
ettiğine dair ortak itirazlarda bulunması ve tekrarlanan seçimlerde DS lideri Pajtić’in seçmenlerini baraj
sınırındaki milliyetçi DSS-Dveri ittifakına oy vermeye çağırmasına bakılırsa, yeni
dönemde meclisteki partilerin birçok konuda hükümete karşı ortak tutum
geliştirecekleri tahmin edilebilir.
Seçimlerin ardından Avrupa
ülkeleri ve AB’den de birçok yetkili Vučić’i tebrik ederek, önümüzdeki 4 yılda
hem Kosova ile normalleşme sürecinin hem de AB üyelik sürecinin ilerlemesi
temennisinde bulundular. Avrupa’nın
Sırbistan’ın üyeliğine gösterdiği olumlu tavra rağmen, Vučić’in seçim kampanyalarında
sıkça dile getirdiği, 2020’de AB üyesi olunacağına yönelik beklenti pek olası gözükmemektedir.
Özellikle Kosova sorunu, AB üyelik sürecini etkileyebilecek en önemli konular
arasındadır. AB arabuluculuğunda devam eden müzakereler ve imzalanan anlaşmalar
hem Kosova, hem Sırbistan iç siyasetinde milliyetçi tepkiler meydana
getirmektedir. Bu tepkilerin devamı, ilerleyen dönemde Belgrad-Priştine diyaloğuna
zarar verebilir.
Sırbistan’ın AB
üyelik hedefinin önündeki bir başka risk faktörü olarak ülkede Batı karşıtı
söylemlerin güçlenmesi sayılabilir. Kosova’nın bağımsızlığı konusunda toplumda
devam eden kaygıların yanısıra AB’nin tam üyelik hedefinin sürdürülmesi
karşılığında Vučić’in iç siyasette yükselen gücünü ve muhalefetten gelen
otoriterlik eleştirilerini tolere eder tutumu, muhalif kesimler içerisinde
Avrupa şüpheciliğini beslemektedir. 2014 seçiminde meclise giren bütün partiler
AB yanlısı iken 2016 seçiminde AB üyeliğine karşı çıkan partiler yeniden
mecliste temsil edilmeye başlamıştır. Dahası, Batı karşıtı söylemlerde bulunan SRS
ve DSS-Dveri’nin toplamda aldığı oy oranı, meclisteki ikinci büyük parti olan SPS’nin
aldığı oy oranından fazladır. Sırplar arasında gözlemlenen aşırı sağ eğilimler,
AB üyeliği ve Avrupa-Atlantik dünyasıyla ilişkilerin ilerlemesini
yavaşlatabileceği gibi Sırbistan’ın komşularıyla ilişkilerini de olumsuz
etkileyebilir.
Radikal geçmişten
gelen SNS hükümetinin ülkedeki bu eğilimler karşısında alacağı tutum, ülkenin
dış siyaseti ve iç bütünlüğü üzerinde önemli sonuçlar doğurabilir. SNS
hükümetinin savaş suçlularının yargılanmasında uluslararası mahkemelerle
yeterince işbirliği yapmadığı ve ülkedeki Hırvat azınlığın hak taleplerini
dikkate almadığı gerekçesiyle Hırvatistan, Sırbistan’ın AB müzakerelerinin
ilerlemesini engellemektedir. Ayrıca azınlıkların yoğun olduğu yerlerde
kolektif hak talepleri üzerine tartışmalar devam etmektedir. Özellikle
Preşevo’daki Arnavutlar arasında devlete bağlılık oldukça zayıflamış
durumdadır. Bölgede faaliyet gösteren Arnavut partileri, bir önceki seçimlerde
olduğu gibi bir tanesi dışında genel seçimleri boykot etmiş ve bölgeden
yalnızca bir Arnavut vekil mecliste temsil hakkı kazanmıştır. Azınlıklar ile
Belgrad arasındaki bağların güçlendirilmesi konusunda hükümete ilerleyen
dönemde büyük sorumluluk düşmektedir. Çünkü ülkede aktif olmayan sivil toplum,
kapasiteden yoksun bağımsız kurumlar, düşünce kuruluşları gibi demokrasiye ve
eşit vatandaşlık bilincine katkı sunacak sosyal girişimler henüz istenen
seviyede değildir. SNS’nin meclisteki aşırı sağ muhalefetin baskılarıyla daha
milliyetçi bir politika izlemesi, azınlıkların devlete bağlılığını daha da
zayıflatabilir ve bu durumun komşularla ve uluslararası toplumla olan
ilişkilere de olumsuz yansımaları olabilir.
İktidardaki SNS’nin
güven tazelediği seçimler sonrasında ülkenin dış politikasında önemli bir
değişiklik beklenmemektedir. Sırbistan, özellikle Kosova’nın bağımsızlığından
bu yana AB üyelik hedefini devam ettirmekle beraber çok yönlü bir dış politika
izlemeye çalışmaktadır. Başbakan Vučić, bir taraftan ülkesinin 2020’de AB üyesi
olması için elinden gelen her şeyi yapacağını sürekli dile getirmekte, diğer
taraftan Rusya ile doğalgaz, savunma sanayi ve tarımsal ürünler konusunda
yaptığı anlaşmalar AB’den tepki çekmektedir. Bu eleştirilere ise Vučić, Sırbistan
için AB’nin en önemli dış politika hedefi olduğunu, fakat Rusya ile tarihi ve
kültürel bağlara dayanan ortaklığın süreceğini söyleyerek karşılık vermektedir.
İstihdam ve kalkınma,
yeni dönemde Vučić hükümetinin vermesi gereken en önemli sınavlardan biridir.
Ülke genelinde yüzde 20’ye varan işsizlik oranı, kalkınmamış bölgelerde çok daha yukarılara çıkmaktadır. Sırbistan’a
en çok dış yatırım Avrupa ülkelerinden gelmeye devam etmekle beraber SNS
hükümeti, ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirici ve çeşitlendirici adımlar
da atmıştır. Hükümet son yıllarda ülkeye farklı coğrafyalardan yatırımcılar
çekmekte başarı kaydetmiştir. Vučić yıllardır seçim propagandalarına malzeme
olan, devlete ait fakat işlemeyen Smederevo Demir Fabrikası’nı 46 milyon
Avro’ya Çin firması He Steel’e satarak seçim öncesinde halkın gözünde önemli
bir başarıya imza attı. Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen yatırımla
Belgrad’ın Sava nehri kıyılarında yürütülen, yaklaşık 3,5 milyar Avro değerindeki
imar projesi ise ülke tarihinin en önemli projelerinden biri olarak
değerlendirilmektedir. Türkiye’den gelecek yatırımlara önem verdiğini birçok
kere ifade eden Başbakan Vučić, 28 Aralık 2015’te Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun
da katılımıyla Belgrad’da gerçekleştirilen Türkiye-Sırbistan İş Forumu’nda Türk
işadamlarına açık bir çağrıda bulunmuştur.
Vučić’in başbakanlığı
döneminde Türkiye ile Sırbistan arasındaki ilişkilerin gösterdiği olumlu seyrin
yeni dönemde de devam etmesi beklenmektedir. Özellikle yatırımlar konusunda
Sırbistan hükümetinin çağrıları ve desteğinin devam edeceği öngörülebilir.
Aralık 2015’te iki ülke başbakanının ifade ettiği üzere, Türkiye ile Sırbistan
arasında imzalanması düşünülen Yüksek Düzeyli İşbirliği Anlaşması, yakın bir gelecekte
hayata geçirilebilir.
https://www.setav.org/sirbistanda-vucicin-beklenen-zaferi/
Trakya Üniversitesi Uluslararası
İlişkiler bölümünde lisansını tamamladı. Bir yıl Polonya Szczecin
Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Avrupa konusunda dersler aldı. Yıldız Teknik
Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans bölümünü bitirmiştir.
[1]“Serbia’s PM says has decided to call snap election”, hurriyetdailynews.com, 17 Ocak 2016.
[2] “RIK begins recount of votes from 99 polling stations”, b92.net, 28 Nisan 2016.
[3] “Zukorlić u Prijepolju: Ako smo sve dosad uradili od sadake
zamislite šta ćemo dolaskom na vlast!”, sandzakpress.net,
18 Nisan 2016.
“Zukorlić: Auto-put Sarajevo - Novi
Pazar nije fantazija”, rts.rs, 14
Nisan 2016.


Comments
Post a Comment