Pence’in Karadağ Ziyareti ve ABD’nin Balkanlardaki Varlığı

Trump yönetimiyle birlikte ABD’nin Balkanlarda etkisinin azalacağı, bölgeyi önemsemeyeceği düşünülmekteydi. Bu durum Balkanlı liderler tarafından da dile getirilmekteydi. Örneğin Arnavutluk Başbakanı Edi Rama; Rusya’nın Avrupa’daki ayrılıkçı adımlarını eleştirmekteydi. Ona göre bunun en büyük nedeni ABD’nin ilgisizliğiydi. Trump’ın bölgeye yönelik ilgisiz tavrı Rama’ya göre Balkanlardaki istikrarsızlığı besleyecek bir durumdu. Barış ve istikrar için bölgede ABD’ye ihtiyaç olduğunu vurgulamıştı.[1] Fakat beklenilenin olduğu söylenemez. Bu endişelerden sonra ABD yönetimi harekete geçti.
25 Mayıs’ta Brüksel’de gerçekleşen NATO Zirvesi’nde Çipras ve Edi Rama’nın 2015’ten sonra ilk kez görüşmesi dikkate değer bir gelişme oldu. ABD bölgedeki iç siyasi krizlerin son bulması için de harekete geçti. Arnavutluk’ta iktidar partisi ve muhalefet partisi seçim tarihi konusunda bir türlü mutabakat sağlayamıyordu. Makedonya’da ise hükümet seçimlerde birinci parti olan VMRO-DPMNE tarafından kurulamıyor, Cumhurbaşkanı Ivanov hükümeti kurma görevini SDSM’ye vermeye çekiniyordu. Avrupa ve Avrasya işleriyle ilgilenen ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Hoyt Brian Yee’nin bölgeyi ziyareti sonrası sorunlar çözüldü. Yee’nin hemen ardından Arnavutluk’ta seçim tarihleri belli oldu. Makedonya’da ise Ivanov, hükümeti kurma görevini SDSM’ye verdi.
Birkaç ay sonra ABD bu sefer de Karadağ’da varlık gösterdi. ABD Başkan Yardımcısı Pence, 2 Ağustos tarihinde Karadağ’ı ziyaret etti. Karadağ’ın NATO üyeliğinden sonra, anlamlı bir ziyaretti. Ziyaretin amacı, Adriatic Charter Zirvesi’ydi. Zirve, Makedonya ve Karadağ ortaklığında Podgorica’da düzenlendi. Programa; Arnavutluk, Bosna Hersek, Hırvatistan, Kosova, Makedonya, Karadağ, Sırbistan ve Slovenya katılım gösterdi. Pence hem ABD’nin hem de NATO’nun bölgesel istikrar için çalışacağına vurgu yaptı. Avrupa Birliği de 12 Temmuz tarihinde gerçekleştirdiği Trieste Zirvesi ile bölge liderlerini bir araya getirmişti. Çok kısa aralıklarla gerçekleşen bu zirvelerde ana gündem; Avro-Atlantik kurumlarıyla entegrasyon, istikrar ve güvenlik idi. Her iki toplantının ana teması, Balkanların geleceğinin “Batı’da” olduğu idi. Görüşmelerin sıklaşması ve verilen mesajların ortak olması, Rusya’ya açık ve net bir göndermedir. Rusya NATO’nun muhtemel genişleme alanlarında varlığını sürdürmektedir. Karadağ’ın ittifaka dâhil olmasıyla birlikte genişlemenin devam edeceği sinyali de verilmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya’ya uygulanan yaptırımları sürdürmesi ve artırması, Rusya’nın ülkesindeki ABD’li diplomat sayısının azaltılmasını istemesi gibi iki ülke arasındaki güncel gerilim devam ederken, Balkan coğrafyasında da bunu görmek mümkündür. Her iki taraf etki alanlarındaki rekabeti artırmaktadır. Son yıllarda Rusya ve NATO; Suriye ve Ukrayna krizinde ve Türkiye ile yaşanan uçak krizinde karşı karşıya kalmıştır. Balkanlar, çoğunluğu Avrupa ülkelerinden oluşan NATO’nun en zayıf halkası konumundadır. Bu durum Rusya’nın kıtadaki etkinliğinin artmasına olanak tanımaktadır. Karadağ’ın NATO üyeliği neden önemli? sorusuna bu açıdan bakmak gerekir. Karadağ diğer NATO ülkelerine kıyasla ordu ve savunma kapasitesi bakımından yetersizdir. Neticede yıllardır süren üyelik sürecinin son bir buçuk yılda tamamlanmış olması dikkat çekicidir. Rusya Kalingrad ile Baltık Denizi’ne, Abhazya ile Karadeniz’e ve eski Sovyet ülkelerine hızlı müdahale imkânı yaratmıştır. Karadağ ile Adriyatik Denizi'nde üst kuracak böylelikle hem Avrupa kıtasına hem de Akdeniz’e kıyısı olan Ortadoğu ülkelerine kolaylıkla ulaşabilecekti. Suriye’de de üs kurduğu düşünüldüğünde Karadağ’ın Rusya için önemli bir konumda olduğu aşikârdı. Bu dört nokta haritaya işlendiğinde eski Sovyet ülkeleri, Avrupa ülkelerinin ve Ortadoğu’nun bir kısmı ve Türkiye çember içine alınmış olacak, stratejik konumunu genişletebilecekti. Bu nedenledir ki Karadağ’ın AB yanlısı hükümeti bu yıl darbe ve NATO karşıtı protestolar ile mücadele etmek durumunda kaldı. Fakat muhtemel senaryo Karadağ’ın NATO üyeliği ile gerçekleşemedi. Yine de Rusya hızlı askeri operasyon kapasitesi bakımından iyi bir noktadır. Yapılan tatbikatlarda bunu görmek mümkündür.
Karadağ’ın NATO üyeliğinin hemen sonrasında ABD’nin böyle bir zirve ile bölge ülkelerini bir araya getirerek, varlığını hissettirmesi önemlidir. Karadağ’ın tüm Balkan ülkelerine örnek teşkil edeceği ve umutlarını artıracağı düşünülebilir. 
Nihai mesele, ABD’nin bölgedeki varlığını kriz dönemlerinde açığa çıkarıyor olmasıdır. Bölgeye ilgisinin azaldığı düşünülen ABD’nin ana odak noktası Balkanlar olmamasına rağmen bu ülkelerde istikrarı bozucu girişimlerin üstesinden gelmek için çaba harcayacağını göstermiştir. Anlaşılıyor ki, ABD’nin bölge üzerindeki stratejisi gerektiği zaman gerekli müdahaleyi yapmak olacaktır. Gerekli görülen muhtemel müdahalelerin ana amacı ise Rusya’nın etkisinin kırılması olacaktır. Bu nedenle kamuoyunun çoğunluğu NATO üyeliğine şüpheyle yaklaşsa da Karadağ NATO’ya alınmış, Makedonya’da Rusya yanlısı Gruevski hükümetindense Avro-Atlantik bütünleşmesinden yana olan SDSM hükümeti desteklenmiştir. Sırbistan’daki otoriter eğilimler görmezden gelinerek Vucic’in Cumhurbaşkanlığı desteklenmiş, hükümetin ortağı Rusya yanlısı Dacic’tense Avrupa yanlısı eşcinsel bir Başbakan’ın getirilmesi memnuniyetle karşılanmıştır. 

*ABD ve AB'nin kurdukları düzeni devam ettirme eğilimleri "istikrar" olarak nitelenmektedir. Rusya ise tarihi bağlarını ve kimliksel yakınlığını güçlendirici her türlü girişimi "istikrar" olarak adlandırmaktadır. Her iki taraf da karşı tarafın girişimlerini değerlendirirken "istikrarsızlık" olarak nitelendirmektedir.*











[1] Russians, pleads Albanian leader, fearing US will walk away, www.telegraph.co.uk, 24 Şubat 2017

Comments